Dubai’de Iki Gun


Beni twitter’dan takip edenler bilirler, iki gunlugune Dubai’ye gittik geldik. Iki gun az gibi gelsede aslinda degisiklik oldu ve bize yetti. Hava sicacikti. Istanbul sogugundan 30 dereceye gitmek tamamen havamizi degistirdi. Dubai’ye benim ilk gidisimdi ve bir daha gitmek isterim. Otellere ve otel odalarina karsi bir zaafim var, guzel otellerde kalmayi ayri seviyorum. Kimisi oteli hic umursamaz “sadece uyumaya gidiyoruz” diye dusunur, ama benim icin onemli. Dubai’de kaldigimiz otel, Jumeriah Zabeel Saray, 2011 yilinda acilmis ve sanirim Dubai’nin en iyilerinden bir tanesi. Dubai’nin Jumeriah Palm bolgesinde. Palmiye gibi bir ada. Ilk goruste bir kere benden arti puan aldi. Hava 30 derece olmasina ragmen otelin disina ve icine yilbasi agaclarini koymuslardi. Otelin ana rengi turkuaz oldugu icin turkuaz cam agaci ve turkuaz cam agaci susleriyle suslemislerdi. Acikcasi Dubai’de bu kadar guzel cam agaclarini gorecegim aklima gelmezdi. Inanin Istanbul’da otellerde bu kadar buyuk cam agaclari yoktur. Tek bir fark vardi, noel babanin yaninda geyigi degil devesi vardi 🙂 Hatta cam agacinin cogu susunde develer vardi.

dubai

Jumeriah Zabeel Saray, ilk bir Turk tarafindan yapiliyormus. Tamamen Osmanli esintileriyle yapmak istemis hatta ismini de Ottoman koymak istiyormus fakat maddi sikintilara girince satmak durumda kalmis ve Araplar oteli almislar. Osmanli esintileri yer yer olsada buyuk kismi arabic’ti. Arap ihtisami her yerde vardi. Altin varaklar, gosterisli avizeler goz aliyordu. Ben daha minimalist bir insanda olsam Dubai’de olunca bu ihtisam gozume batmadi, her sey yerinde guzel.

jumeriah zabeel saray

jumeriah zabeel sarayOtelin bahcesi ve havuzu ayri guzeldi. Biz havuzuna girememis olsakta suyu sicakmis ve cok guzelmis. Biraz yaz esintisi olsun gozumuz acilsin 🙂

jumeriah zabeel saray

jumeriah zabeel saray

Yukaridaki fotograf Dogus’in instagram calismasi. Emege saygi belirtiyim 🙂

jumeriah zabeel saray

jumeriah zabeel saray

Yaz ortasinda noel baba gormek insana tuhaf gelmiyor degil. Ama ben bu suslemeleri cok sevdim. Dubai’de yilbasi ruhu 🙂

381985_10151213923119457_955827681_n-1

190186_10151213923554457_478754499_n-1Otel odamiz ihtisamin yaninda daha sadeydi. Banyoda Hiref’in urunleri kullanilmisti. Yastik takimi ise Vakko’ydu. Oda Osmanli esintilerini daha cok yansitiyordu. Cok guzel manzarasi vardi. Otelin spasi Orta Dogu’nun en buyuk spa’siymis ama gelin gorunki gitmek icin vaktimiz olmadi. Cok fazla spa insani degiliz ama gonul isterki iki goz atalim artik bir dahaki sefere.

jumeriah zabeel saray

photo-41

546796_10151213873809457_392596464_n

Turk kahvesi kosesine koyduklari hurmalar inanilmaz guzeldi. Ramazan olmadan hurma yemek tuhafima gitsede cabuk adepte oldum ve yemekten kendimi alamadim.

jumeriah zabeel sarayOtelin icinde bir cok magaza vardi, bunlardan bir tanesi de Sevan Bicakci’ya ait olan. Gorunce biraz sasirdik ve sevindik. Biliyorsunuz ki bizim alyanslarimiz Sevan Bicakci imzasi tasiyor. O yuzden kendisini ayri severiz. Dogus hemen fotografini cekip yolladi ve sansa bakin ki Sevan Bey’de oteldeymis. Kahvaltida bulustuk ve biraz lafladik. Bir fuar icin gelmis, bizi de davet etti fakat az kaldigimiz icin pek vaktimiz olmadi.

sevan bicakci

Dunya’nin en uzun binasi Dubai’de “Burj Al Khalifa”. 828 metre. Icerisinde Armani Otel var ve en ust katinda At.Mosphere restauranti var. Fransiz mutfagi. Ilk aksam oraya yemege gittik. Resmen kendimizi ucakta inis aninda gibi hissettik, o kadar yuksek. Asansorle cikarken hic bir sey hissedilmiyor. Hafif kulaginiz tikaniyor o kadar. Kiyafet sarti var, tabii ki short gibi fazla spor kiyafetle ile gidemiyorsunuz. Ayriyetten bir kac hafta onceden rezarvasyon yaptirmaniz gerekiyor. Manzarasi disinda yemekleri o kadar super degil. Fransiz mutfagi zaten benim favorim degildir, ama romantik bir yer.

burj khalifa

burj khalifa

burj khalifa

Dubai’de alis veris merkezi olarak Dubai Mall ve Emirates Mall var. Bizde ki Nisantasi gibi sokakta yurumek, sokakta alis veris yapma kulturu yok. Ilk gun Dubai mall’a gittik. Inanilmaz buyuk. Turk markalari da dahil olmak uzere her marka var. Bizim ucagimiz gece oldugu icin o gun biraz yorgunduk. Soyle bir goz attik ve aksama dogru otele geri donup biraz dinlendik. Ama genel olarak her markaya girdik.

Dolce&Gabbana biliyorsunuz ki bazi urunlerini neredeyse araplar icin ozel yapiyor. Bunu Dogus’a soyledim, “nerden biliyorsun?” diye soru yoneltti bana ama boyle bir tasarimin baska bir aciklamasi olabilir mi sizce? 🙂

dolce&gabbana dubai

Dubai Mall’da herkesin bildigi o meshur akvaryum var. Ama cok paylasildigi icin bir de ben paylasmak istemedim. Ama Arap modasina deginmeden gecmek istemiyorum. 🙂

380183_10151213876219457_2012758505_nIkinci gun Emirastes Mall’a gittik. Icerisinde Harvey Nichols var. Biraz kucuk ama her sey var icinde. Ozellikle parfum departmanina bayildim. Sevan Bey Armani’nin yeni cikan parfumlerine bakin deyince direkt oraya yoneldik. Yeni cikarlardan bir tanesinin icinde altin toz parcalari var. Gul kokusunu sevenlerin cok hosuna gider. Ben cok fazla cicek kokusunu sevmem ama tende biraktigi isiltisini sevdim. Benim tarzim daha cok incir kokusu, biber kokusu gibi daha baharatli parfumler.

-armani prive

Alexander McQueen atkilari secin begenin 😉

A91orDlCIAAM9ek.jpg-large

O kadar ulke gezdik hic bir yerde Louboutin’de istedigimiz ayakkabilarinin numaralarini bulamadik. Ama Dubai’de sansimiza hem yeni sezon numaralari vardi, hem de o meshur dikenli modellerin numaralari vardi. Eger arayip bulamayan varsa gidip oradan alabilirler 🙂

christian louboutin spikes

Dubai sicak bir ulke olsada kayak yapma imkani taniyor. Emirates Mall’in icinde mini bir kayak merkezi kurmuslar. Valla inanmislar yukari oturmali teleferik ile cikiyorsunuz assagiya kayarak iniyorsunuz 🙂

skiing dubai

Emirates Mall’un benim icin unutmayacagim bir ozelligi oldu. Ucagimiz gec saatte oldugu icin vakit gecirmek adina her magazaya giriyorduk. Birden Dogus gel Cartier’e de girelim dedi. Sansimiza yeni sezon saatlerinin ozel tanitimi varmis. Meyve sulari, mini cupcake’ler ikram ediyorlardi. Ben de vakit gecsin diye begendigim urunlere cikarttirdim bakiyordum. Mucevher konusunda almasamda bakmayi seviyorum. Takip takip cikartiyorum 🙂 Yine oyle yaparken Dogus sevdigim bir seyi birden “tamam aliyoruz” deyince satici kadin mi daha cok sevindi, yoksa ben mi daha cok sevindim belli degil 🙂 Beklenmedik anlarda gelen hediyeler en sevdiklerim. Erken yilbasi hediyemi almis oldum. Hem de ozel bir gunde aldim, 12,12,12’de 🙂 Herkes twitter’dan “ne olacak yani o gun” derken daha ne olsun ben hediyeyi kaptim 😉

Gerek dogum gunu gerekse yilbasi derken Dogus citayi yukseltti simdi ben oturdum dusunuyorum ne hediye alsam diye. Dogus beni baya sasirtti acaba mini bir kopek alip ben de onu mu sasirtsam 🙂 ama guzel bir sasirma olmaz o ayri 😉

A97DXShCEAE7oRw.jpg-large

Cartier’de cupcake’lerin gorunusleri cok guzeldi ama tadlari cok sekerliydi o kadar sevmedim.

cartier

Hediyeyi aldiktan sonra gunun ve tatilin sonuna gelmis olduk. Dubai anladiginiz uzere guzel gecti. Yaza dogru bir daha gitmek isterim 🙂 Size de sevgiliniz ile gitmenizi ve bir hediye kapmanizi siddetle tavsiye ederim 😉

Advertisements

Yilbasi Ruhu


Aralik ayi geldi catti… 1 Aralik, Cumartesi yeni yeni yil heyecaninin basladigi ilk gun. Simdiden yeni yili nerede gecirecekseniz rezarvasyonlarinizi yapin derim, yoksa evde terlik, pijama kalirsiniz. Aslina bakilirsa evde yilbasini kutlamak istedigim seylerden bir tanesi. En guzeli; trafik olmadan, ne giyecegim derdi olmadan mis gibi evde sicak sarap esliginde sevdiklerinizle olmak…

Yilbasi denilince ilk akla gelen sokak suslemeleri ve evine cam agaci suslemeyi sevenler icin cam suslemek. Agac suslemeyi sadece Hristiyan inanci gibi dusunmuyorum. Benim icin cok eglenceli ve bana mutluluk veriyor. Agacin altina hediye koymuyorum ama biri benim icin koyarsada hayir demiyorum 🙂

Bu sene bizim yeni yil programi epey bir yogun. Saat kacta nerede olacagiz hic bilmiyorum. Arkadasim Esra ile birlikte Dogus’un pesine takilacagiz, bakalim bizi nerelere goturecek 🙂 Ne giyecegimi ilerleyen gunlerde paylasacagim, onun icin biraz erken.

Gecen ay Amerika’dayken agac susleri coktan satisa cikmisti bile. Tabii ki hepsi sanat eseri gibi. Turkiye’de daha yeni yeni oturuyor ama yine de baya zevkli seyler var. New York’ta cektigim bu fotograflari yeni yila girerken koyarim diyerek sakladim. Ve an bu andir 🙂 Ilerleyen gunlerde kendi agac suslememi, yilbasinda ne hediye alinir, ne giyilir, nereye gidilir yazilarini da yazacagim. Belki Dogus’u kandirirsam onun sahne alacagi yerden davetiye bile ayarlarim 😉

Simdilik yeni yil havasina girelim, gerisi gelecek…

Bergdorf Goodman’in en ust kati tam bir North Pole. Noel baba orada yasiyor deseler inanirim 🙂

Bu noel baba magazanin susu degil, gercekten satiliyorlar ve fiyatlari epey bir pahali. Muhtemelen Amerika’nin buyuk evleri icin ve dusununce gercekten guzel durur.

Bu cam agacini yakindan cektim. Ustunde yok yok. Ben bu kadar karisik agaclari sevmiyorum. En guzeli tek renk suslemeler ama bu biraz zor. Yurt disi icin kolay ama Istanbul’da tek renk cok fazla cesit bulamayiz. Tek renk olmasada her bir susun ayri gorulmesini seviyorum. Bu agaca bizim kediyi koysak o bile belli olmaz 🙂

Minik ayicigin surat ifadesi cok seker degil mi? Arkadaki beyaz cam agacinin mor suslemeleri benim favorim. Burada satilan suslerin fiyat araliklari 20-40 dolar arasi degisiyor. Ama soyle dusunun burasi Amerika’nin en pahali yeri, o yuzden fiyatlarin bu kadar pahali olmasini normal karsilayabiliriz. Buranin disinda her yerde suslemeler var ama ben sizlere en guzellerini paylasmak istedim. Nasil olsa fotograflardan bakiyoruz, bari en guzellerine, en pahali olanlarina bakalim gozumuz acilsin 🙂

Fotografta asili duran aslinda Noel baba degil. Bunlar peri. Her perinin uzerinde ne perisi oldugu yaziyor. Kimisi ask perisi, kimisi alisveris perisi. Ben cok onceden ask ve alisveris perisini almistim. Klasik olarak sans getiriyor diyorlar. Illa yilbasinda asmak gerekmiyor ama kis ayi icin daha ideal. Benimkiler henuz dolapta, piyasaya cikarmadim. Evin neresine assam diye dusunuyorum.

Bu cam susunu ben cok seker buldum. Kendi camima Disco icin asacagim bir tane, Disco’yu temsilende bir susumuz olsun 🙂

Size daha once MacKenzie’yi yazmistim. Buraya tiklayip okuyabilirsiniz. En guzel dekorasyon magazalarindan biridir. Ozellikle benim gibi cizgili ve kareli seyleri seviyorsaniz. MacKenzie yilbasi icinde cok guzel susler yapmis. Kutulari suslerinden daha gosterisli. Bunlarinda fiyatlari Bergdorf Goodman ile ayni. Gerci soylede dusunebiliriz, bir kez aliniyor yilbasi sonrasi kutularina konulup saklaniyor. Her sene alinan bir sey degil aslinda. Ben mini el valizi kadar sus getirdim ama yine de buyuk bir agac icin az. Gerisini Istanbul’dan alacagim, bir sonraki yazimda camimi suslerken sizlerlede paylasacagim.

Yukaridaki fotografta noel babanin o cizmesini ve kuzusunu yerim 🙂

Noel baba sevgimi anlamisinizdir 🙂

Biraz korkunc kabul ediyorum ama suratindaki ifade cok gercekci degil mi?

Sizlere Disco ile veda ediyorum, o coktan yeni yil moduna girdi bile…

Roma’da 2 gun…


Italya denince ilk akliniza gelen sey eminim moda olacaktir. Ama biraz modaya ara verelim ve aklimiza tarih, sanat, kultur gelsin. Benim Roma’ya gitme nedenim orada acacagimiz “Bahcesehir Universitesi Mimarlik Fakultesi”  kampusu icin bina bakmakti. Babam “gel sende” deyince benimde aklimdan gecen sey “biraz alisveris yaparim” oldu, ama inanmazsiniz hic bir sey almadan geri dondum. Tarihi yerleri gezmek, sokaklarinda dolasmak daha keyifliydi. Magazalar dikkatimi bile cekmedi. Tabii Italyan mutfagini unutmamak lazim. Zira ben unutamadim ve muhtemelen birazcik kilo alarak geri dondum.

Monica Bellucci kadar olmasada ismi Monica olan cok hos bir bayan vardi. Kendisi bir sure Istanbul’da yasamis. Yer bulma konusunda bize kendisi yardimci oldu. 1928 yilinda yapilmis bir eve goturdu bizi. Ilk babamlar gitti, cok begenince bize “gelin sizde bir gorun” dediler. Gercekten gorulmeye deger bir evmis. Sokagi inanilmaz sekerdi. Ev sahibi doktor bir ciftmis. 80 kusur yasindaki cift arada anlasmayi konusurken, arada kendi ev ile anilarini anlatiyordu. Ev sahibi beyfendi orada dogmus, buyumus. Hem yasi itibariyle, hem de anisi cok oldugu icin anilardan siyrilmak biraz guc oldu. Ikinci Dunya Savasi sirasinda evlerinin bahcesinde askerlere yemek verirlermis, aklimda bu detay kalmis. E tabii bir de Italyanca anlattigini dusunurseniz biraz abandone olduk. Italyanca nedense beni yoruyor. Nefes almadan konusuyorlar gibi geliyor, Yalan Dunya’da Nurhayat misali 🙂

                                                         

Yesil panjurlari ile cok seker degil mi?

    Bizim tarihi binalarimizin aksine tek bir civisiyle oynamamislar. O kadar guzel bakmislar ki insanin 1928’den kaldigina inanasi gelmiyor. Yuksek tavanli, her yerinde ayri detay olan kocaman bir ev. Bahcesi ise ayri guzel. Soyle baharda insanin oturup kahve icip sohbet edesi geliyor. Cok keyifli bir yer. Ogrenci olacaklar sanslilar. Dersler zevkli mi olur, zor mu olur bilemem ama keyif surmek icin ideal 🙂

Binanin en alt katinda Roma donemine ait kalinti bulmuslar ve oranin ustunu kapatip kitlemisler. Sadece devlet gelip acabiliyormus. Roma doneminden bir evin uzerine yapildigi dusunuluyormus. Ben cok severim boyle tarihi evleri. Vakti zamaninda kimler yasamis diye dusunurum, mistik bir havasi var. Istanbul’da o kadar az kaldiki boyle tarihi evlerden. Hepsini yaktilar, yiktilar… Tarihle cok fazla aram olmamasina ragmen ben bile anlatilanlari merakla dinledim. Insani kendini ceken bir buyusu var.

Roma’da iki gun kaldigimiz icin tarihi yerlerine kisa bir tur yaptik. Olabildigince yere gitmeye calistik. Sansimiza havada superdi. Eski seyleri ve tarihi pek sevmeyen Dogus bile etkilendi. Modern yapilari daha cok sevmesine ragmen bu sefer onu tarihi yerlerin fotografini cekerken yakaladim.

Roma’nin en belirgin ozelligi daracik sokaklarin genis maydanlara aciliyor olmasi. Her bir meydanda mutlaka tarihi bir sutun veya anit var. Bir Istanbullu olarak kiskandim acikcasi, keske bizde koca Osmanli Imparatorlugu’ndan kalan eserlerimizi korusaydik, keske bu kadar kotu restorasyon yapmasaydik. Tabii ki bizde Avrupa’da ki gibi heykeller yok ama eminim cok daha mistik bir sehir olabilirdik.

Roma’da tanidiklarimiz olunca bizi turistik yerler disinda guzel restorantlara da goturduler. Yemekler efsaneydi. Pizzaya ve makarnaya doyduk diyebilirim. Tatli canavari biri olarak her yerde tiramisu denedik ve her yerde pek tabii ki superdi 🙂 Monica’nin arkadasinin meshur bir restorani varmis, bir aksam oraya gittik ve kendisi bize trüf mantarini uzun uzadiya anlatti. Sef garson geldi, mantari hassas teraziyle tartti ve bir dolu show yapti. Cok pahali bir mantarmis. Yer altinda yetisiyormus. New York Cipriani restoraninda en buyugu sergileniyormus ve degeri 5 milyon dolarmis. Yani benim icin mantar nihayetinde, pek ilgimi cekmedi. Hava atmak isteyenler icin bire bir, her yerde “sampanya actirdim” demeye son, artik “truf mantari soyledik” muabbetleri baslasin 🙂

Benim ise Roma’ya gitmeden once aklimda olan tek sey dondurma yemekti. Tam dondurma insaniyim diyebilirim. Hayatimda hic bu kadar cesit dondurmayi bir arada gormedim. 150 cesite kadar vardi. Cikolatali secenekleri inanilmazdi. Nutella’sindan tutun kivisine akliniza ne gelirse vardi. Hepsi cok guzeldi. An itibari ile yine canim cekti. Zaten bu yazi tamamen yemek uzerine kuruldu, hemen konuyu degistirip modaya geliyorum.

Oncelikle Roma sokaklarinda topuklu ayakkabi ile yurumek mumkunsuz. Arnavut kaldirim her yer. Bizdekilerden tek farki hic yenilenmemis olmasi cunku kazi yaparak yenilenmesi yasakmis. Egri bugru durusu tabii ki sehrin tarihi havasina ayri bir hava katmis. Ama nasil yururler topuklarla orasi tam bir muamma. Sehrin turistik yerlerinde cok fazla Italyan yok, turistik olmayan yerlerinde ise halk normal, asiri “fashion” degiller. Bize benziyorlar ama biraz daha kumral halimiz diyebilirim. Milano’ya gitmistim ve orada ki siklik burada yok diyebilirim. Yazimin basinda soyledigim gibi Roma aslinda modadan daha cok tarihi ve sanatsal bir sehir. Bohem bir tarzi var.

Oyle magaza gezmedim daha cok farkli yerler aradim ve bir magazanin dizayni cok dikatimi cektim. Ismi “Eleonara Water Bar”. Iceride bir kac marka satiliyor; Balmain, Gucci, Dolce & Gabbana gibi. Ama sattiklarindan daha cok sergileme bicimi superdi. Insanin hepsini alip yiyesi geliyor.

Bence yolunuz duserse kesin ugrayin, hem de cok indirim yapiyorlar. Begendigim Balmain elbiseye neredeyse yuzde 50 indirim yapti. Ama annem Demet Akalin misali deyince bedava verseler alamazdim 🙂

Biz Dogus’la Vatikani gezerken babamlar bana super bir hediye almislar. Mutfakla aram cok iyi degildir, sadece tatli yapmayi severim ve buna tam uygun bir onluk almislar. Insani mutfaga gitmeye tesvik ediyor.

“Begum Mutfakta” Aman dikkat 😛

2 gunluk guzel bir Roma seyahati oldu. Universite’nin kampusu acildiginda tekrardan giderim diye planlar yapiyorum. Eger siz de giderseniz her an bahcede elimde kahvemle beni gorurseniz sasirmayin 😉

Tarihi dokulu bu fotografimla yazimi bitiriyorum…

F.a.o.Schwarz


Amerika’dan donduk sonunda. Bu yazimda sizlere New York’ta en sevdigim oyuncakciyi paylasacagim – Fao Schwarz. Oyuncakcinin yani sira ayri bir eglence dunyasi. Cocuklar icin tam bir cennet, buyukler icin ise buyulu bir yer. New York’un en eski ve koklu oyuncakcisi. 150 yildir 5. cadde’deki yerlerinde hem cocuklara, hem de benim gibi yetiskinlere hizmet ediyorlar. Fao Schwarz ayni zamanda “Toys R Us” firmasi tarafindan isletiliyor.

Yas farketmeksizin ayiciklari, bebekleri cok severim. Evimizde koleksiyon bebeklerim var. Benim icin en guzel dekorasyon onlar. Cocukken ne kadar cok barbilerim ile oynadigimi soylememe gerek yok, ama nedendir bilinmez sacli bebekten daha cok kel bebekleri tercih ederdim. 🙂

Fao Schwarz, New York’un en guzel yerinde; 5. cadde’de Apple’in tam karsisinda. Erkek arkadaslari icin saatlerce Apple’da gezinen kizlar, buna karsilik olarak onlara Fao Schwarz’da saatlerce vakit gecirtebilirler 🙂  “Ne kadar tatli dimi?” gibi onaylatmayi unutmayin 😉

Ben her New York’a gidisimde keyifle geziyorum. 2 katli buyuk bir magaza. Icerisinde mini kafesi, her turlu ayiciktan yapilmis seker-cikolata kosesi, kukla ve Lego bolumleri ile kocaman bir yer. Minik jelibonlardan kulaklik bile yapmislar.

Sadece oyuncak degil, benim gibi koleksiyon yapanlar icinde bebek uretiyorlar. Koleksiyon bebeklerin uzerinde ozellikle “oyuncak degildir, koleksiyon icindir” yaziyor. Bu gidisimde en sevdigim karakter olan Beetlejuice’u yapmislardi, ama kiz versiyonunu. Birde her zaman aldigim “Madame Alexander” bebekleri var. Onlari tasimak boyutlari kucuk oldugu icin daha rahat.

                                                            

Yetiskinlerin bile hayrani oldugu inanilmaz guzel Hello Kitty bolumu var. Ozellikle valizlerine bayildim. Cok fazla Hello Kitty hayrani olmama ragmen ben bile ozendim. Tabi ki hersey kizlar icin degil, erkek cocuklar icin Harry Potter, -logosunda ki gibi- asker ayilar, Lego’lar ve Disney’in araba karakterleri var.

Girince en cok dikkat ceken insan boyundan buyuk oyuncaklar oluyor. Kocaman atlarin, kopeklerin ve zebralarin yanlarinda fotograf cektirmek cok eglenceli ve kesinlikle en guzel fotografiniz oluyor.

Benim en cok sevdiklerimden biri; bebek evlat edinilme kosesi. Canli bebek kilosunda ve boyunda yeni dogmus bebekler 🙂  Hemsire rolunde gorevli bir bayan bebegin nasil tutulacagini, nasil yedirilip, nasil altini degistirelecegini anlatiyor. Inanilmaz seker ve enterasan yapmislar. Cesit cesit bebek var, zencisinden beyazina, cekik gozlusunden ikizine kadar.

Cocuklar icin kostumler, pijamalar da var. Cesit cesit kostumler ile cocuklar istedikleri kahraman olabiliyorlar. Barbi kismini ise buyuk hayranlik ile gezdim. Ben cocukken bu kadar cok cesit yoktu. Barbilerin kiyafetleri bile yeni yeni cikiyordu. Simdi baktigimda ise istediginiz cesit kiyafetleri var. Hatta designer’lar onlari giydirmis. Simdi cocuk olsam ne hikayeler yaratip oynardim 🙂 Sadece Fao Schwartz’a ozel tasarim, limitli barbiler de var.

Barbilerden de bir koleksiyon yapmak isterdim aslinda. Boyle gorunce cok ozendim 🙂 Bilmiyorum ama bana cok dekoratif geliyorlar. Evlenmeden once biriktirmeye basladigim bebeklerime tasininca bir kose yaptim. “Madame Alexander” bebeklerini topluyorum. Hepsinin kostumu ve saclari farkli.

Yukaridaki fotografta bahsettigim Beetlejuice var. Bende boyle cizgili, siyah-beyaz bir kose yaptim. Hepsi farkli yerlerden ama birbirlerine uyum sagladilar.

Daha paylasicak cok resim var, en guzellerini koymaya calistim. Cocugunuz varsa mutlaka New York’a gittiginizde goturun, eger yoksa kendinizi simartmak icin girebilirsiniz. Dekorasyon amacli da benim gibi kullanabilirsiniz, hem ekonomik hem de orjinal duruyor. Bir sonraki yazimda sekerlere, cikolatalara “M&M’s World” ile devam edecegiz 🙂

New York’ta Cadilar Bayrami


Cok fazla bayram insani degilimdir ama Cadilar Bayrami’na karsi ayri bir sempatim var. Sanirim nedeni tamamen eglence uzerine kurulmus olmasi. Son iki senedir 31 Ekim’de New York’tayim. Bu tatilimizi ozellikle Cadilar Bayrami’na denk getirmek istedik. Gecen seneden kendime sozum vardi “seneye Dogus ile gelip kostum giyecegim” demistim, fakat Sandy firtinasi kutlama planlarimizi biraz degistirdi. Neyse ki Cumartesi gunu Dogus Halloween partisinde caldi ve biz de kutlamis olduk. Gecen sene tum sokaklarda kostumlu insanlar vardi. Bu sene ise haftasonu haric tek tuk insan gorebildik. Onlarda daha cok cocuklar. Magazalari ve restorantlari suslemeye bir kac hafta oncesinden basladiklari icin onlari gorebildik.

Tam bir tuketim toplumu olduklari icin, bu tarz kutlamalarda uzerlerine yok. Her seylerini Cadilar Bayrami’na gore uyarlamislar. New York’un en unlu pastanesi “Magnolia Bakery” ozel cupcake’ler cikarmis. Tadina bakmadik ama eminim cok guzeldir.

Ralph Lauren’in kizina ait olan “Dylan’s Candy Bar”a gittik, dekorasyonu ile super bir yer. Onlarda Cadilar Bayrami’na ozel suslemislerdi.

Sokaktaki insanlara gelince, cok yaratici olduklarini soylemem gerekir. Hepsi ayri ayri ozenmis. Saclarindan makyajlarina kadar kostumleri superdi. Ben sadece kisa pembe bir peruk takmakla yetindim. Seneye insallah ben de bir karakter olmak istiyorum. Mesela Beetlejuice cok olmak isterim 🙂 Biraz cirkin bir karakter ama benim en sevdiklerimden. Hem kostumu de cizgili 🙂

Kizlarin polis olmalari en klise olanlardan. Birde -sanirim bulmasi en kolay oldugu icin- Super Mario cok tercih edilenlerden. Sanat harikasi kostumlerde epeyce fazla.

Hava ne kadar soguk olursa olsun kimse montunu almadan saatlerce yuruyor. En guzel kutlamalar “Union Square” tarafinda olanlar. Broadway’de de bir hayli fazla. Aksam partileri de cok guzel oluyormus, ama bu sene haftaicine denk geldigi icin Cumartesi gunu partilediler 🙂 Biz de o partilerden birindeydik. Sirf kostumlu insanlarin gelip dans etmesi cok eglenceli. Bir tarafta Superman, diger yanda Batman eglenirken gormek cok seker. Bir de korkunc giyinip katil olanlar var. O kadar gercekciler ki ustunuzu yurudukleri zaman insan irkiliyor. Asagidaki fotografta cocuk rolunu bir hayli ciddiye almisti. Fotografini cektikten sonra uzerinize yurumeye basliyor, tabi ben hemen kactim 🙂

 Bizim ulkemizde hic Cadilar Bayrami partisine gitmedim. Son senelerde bizde de yayginlasti. Eminim cok cilgin kostum giyenler vardir, zaten normal sartlar altinda da kostumlu gibi giyinen tipler cogunlukta 🙂

Olabildigince fotograf paylastim cunku New York’ta Cadilar Bayrami kutlamalarini gostermek istedim. Sandy firtinasi olmasa daha fazla kareler cikardi ama olsun cabamiza saglik 🙂 Yazimi kendi fotografim ile bitiriyorum. Perukta olsa her zaman kisayi tercih ederim…

New York’ta son 2 gun…


Biz New York’a Singapur’dan geldik ve tam 19 saat surdu. Bu Amerika seyahatimiz o kadar macerali oldu ki Singapur’a gittigimizi unuttum. Istanbul’a dondugumuzde tam bir dunya turu yapmis oluyoruz. Normalde ucusumuz Persembe gunu, ilk gunler onemi alsak biletimizi diye dusunmustuk cunku Dogus’un hemen indigimiz gun Izmir’de programi var. Allah’tan one almamisiz, Sandy’den dolayi ucak seferleri iptal oldugu icin bizim ekipte ilk once gidebilen biz olacagiz. Ailemin ucagi Carsamba gunuydu ve su an Persembe ucabilmek icin yer bakiyorlar. Neye niyet neye kismet oldu biraz 🙂

Sandy tamamen bitti ve artik isin turistik kismi yapilmaya baslandi. Herkes sokaklarda fotograf cekiyor. Isin kotu tarafi cogu restorantlar kapali. Tum alisveris merkezleri ve magazalar kapali. Sehirde su an yapacak hic bir sey yok. Otel sadece oda servis imkani sunabiliyor onda da cogu sey bitmis durumda. New York’da meshur Duane Reade’ler de raflarin cogu bosalmis. Cok enterasan seylere sahit olmaya basladik. Cogunlukla odanin icinde olmak insanin sinirini bozmaya basladi. Sokaklarda her yerin kapali olmasi insanda garip bir psikoloji yaratiyor. Artik Istanbula’a donmek icin can atiyoruz.

Ilk geldigimiz gun hava bahar havasi gibiydi ama son gunlerde baya sogudu. Ince ince yagmur yagiyor. Firtina ile beraber soguk havada geldi. Sokaklarda evsizler kendilerini koruma altina almaya calismislar. Bizim ulkede insanlarin gecekondu olsun bir sekilde evleri var fakat burda bildiginiz evsiz sokakta yatan insanlar var. Gece firtinada aklima gelmedi degil, bu sabah dolasirken gordum ki onlarda baslarinin caresine bakmaya calismislar 😦

Sokakta yikilmis tenteyi goren annemin yorumu “onlar iyi asamamislar” olsa da bayaga ucan kirilan seyler vardi caddelerde. Midtown ve Downtown’da elektrik kesintisi halen varmis. Biz Uptown’da oldugumuz icin cok fazla bir sey hissetmedik.

Sandy disinda New York seyahatimiz cok guzel gecti. Ailecek burada oldugumuz icin de ayri keyifliydi. Aksam yemeklerinde beraber olmak nesemizi arttirdi. En sevdigim restorantta (Lavo) aksam yemegi yedik, Christmas yaklastigi icin cam agaci susleri aldik ve tabi ki “biraz” alisveris yaptik.

Firtina sonrasi tum restorantlar kapali oldugu icin babam bizi Turk restoranti olan “Ali Baba”ya goturdu ve bildiginiz kebap yedik. Normalde yurt disinda Turk yemekleri yemekten hic hoslanmam ama odada oturmaktan ve ac kalmaktan cok daha iyidi. Ayrica restorantin ici komple Amerikali doluydu bu da bizi sasirtti. New York’ta caniniz Turk yemegi cekerse ugrayin derim, cok guzel yemekleri var.

Biz tatilimizin sonuna geldik. Balayinda da Los Angeles – Miami ve New York yapmistik. Bizim icin ikinci balayi oldu diyebilirim. Yazacak daha cok seyim var. Hepsini yavas yavas yazacagim. 31 Ekim Halloween var daha okumaya devam 🙂

En sirin New Yorker’lar :)


Sandy firtinasi sonrasinda biraz tedirgin bekliyoruz, odada yari muzik dinleyerek yari da uyuyarak zaman gecirmeye calisiyoruz. Asil derdimiz ucagimizin kalkmamasi durumunda ne yapacagimiz? Zaten her yerin kapali olmasi ve yiyecek bir seyler pek bulamamak insanin psikolojisi biraz etkilemiyor degil. Biraz keyfimizin yerine gelmesi adina bugunku yazimda New York’un sevimli kopeklerinden bahsedecegim. Hayatimda gordugum en cesitli cins kopek burada, buyugunden kucugune ne ararsaniz var. Bizde bir irk meshur olunca herkes ondan alir ama burda herkes kendi hayat tarzina uygun olani almis. Tabi ki sokaklarda ne kedi ne de kopek var. Tek sokak hayvani sincaplar 🙂 Bu kadar cins hayvani tabi onlar da petshop’lardan aliyorlar. Bir tanesine girdim baktim bizimkinden cok farkli degildi acikcasi. Ama nasil kosullarda geliyor bizim ulkede ki kadar kotu mu onu bilemiyorum.

En cok sevdigim seylerden biri de musterilerin magazalara kopekleri ile girebiliyor olmalari. Tabi hepsi cok egitimli sahiplerinin yanlarindan ayrilmiyor. Yukaridaki fotografta ki kopek yasli bir bayana aitti. Adi Laila. Izin istedim fotografini cekmek icin, kopegine “otur ve gulumse Laila” dedi, kopekte oturdu ve bana bakti. Cok cirkin ama ayni zamanda sirinlerden bir sey 🙂

Tabi bu kadar guzel kopekler olunca kiyafetsiz olmazlar. Neredeyse hepsinde bir kiyafet var. Yururken gordugumuz bir tanesinde ayakkabi bile vardi. Benden daha sik olmus diye cekip koymadim fotografini 🙂

Ben de kendi kopegim icin kiyafetler almistim fakat buyudugu zaman giymek istemedi. Kucukkende biraz zorlama giyiyordu. Ben pek alistiramadim ama New York kopekleri dogustan aliskinlar sanirim.

Turkiye’de ki gibi pahali degil burada hayvan aksesuarlari. Cok secenek oldugundan sanirim ya da cok yaygin bir sey, luks olarak gormuyorlar.

Cok fazla kopek yanlisi olmayan Dogus bile “burdaki kopeklerden isterdim” dedi. Turkiye’ye dondugumuzde hatirlattim ama kabul etmedi 🙂

Yukaridaki fotograftaki kopek yine yasli bir bayana aitti. Pusetini ilk basta bildigimiz bebek puseti sanmistim fakat onlar kopekler icinmis. Cok kucuk oldugundan dolayi pusetinde gezdiriyor sanirim. Cogu yasli bayanda var ya da onlar icin daha kolaylik oluyor boylesi.

Turkiye’de ki yanginlarda, sel baskinlarinda aklima ilk gelen seylerden biri sokak kopekleri ve kedileri oluyor. Cunku o kargasa arasinda bir tek onlar unutuluyorlar.

Amerika’da sokakta henuz kedi goremedim. Onlar daha cok kopekciler sanirim. Ya da evlerinde besledikleri icin ben goremedim. Insanin gozleri bizde ki gibi pencere camlarinda oturan kediler aramiyor degil 🙂 2 haftadir evden uzak oldugumuz icin bende 3 kedimi ve kopegimi ozledim. Insallah Persembe gunu donebiliriz.

Sandy bitti gibi fakat biraktigi hasardan dolayi metrolar ve havaalanlari halen kapali. O yuzden cogu restorantlar ve alisveris merkezleri kapali.

19 saat ucustan sonra kasirgaya yakalanmak bizim icinde ayri bir macera oldu. Burdan Istanbul’a donuste tam bir dunya turu yapmis oluyoruz ve turumuzun en heyecanli  kisminin Sandy oldugu kuskusuz bir gercek…

Superstorm Sandy


“Amerika Sandy kasirgasini kontrol altina aldi” deniliyor ama oyle bir sey olamaz tabiki, dogal afet kontrol altina alinmaz. Durumu iyi idare ettiler diyebilirim, gerci burada yasayan halk ne dusunuyor bilemiyorum. Oncelikle “Sandy Hurricane” ismini “Superstorm Sandy” olarak degistirdi. Cunku kasirga olabilmesi icin belli bir siddette esmesi gerekiyormus, New York’a geldiginde biraz daha yavasladigi icin ismini “Superstorm” diye degistirdiler.

Dun bir butun gun ve gece CNN canli yayin yapti. Hatta aramizda dalgaya almaya basladik “CNN muhabiri halen suyun icerisinde” diye. Gece 3’te TV’yi actigimizda muhabir su basmis bir cadde de halen haber yapmaya devam ediyordu. Internette dolasan bir resimde sehre akmis suyun icerisinde “sadece dallar ve arabalar degil kopekbaliklarida yuzuyor” yaziyordu. Hatta resimde gercekten bir kopekbaligi sehirdeki suyun icerisinde yuzuyordu. Bana gore biraz abarti ve isin efsane kismi 🙂

Gece korkulan bir ruzgar olmadi, sabah baktigimda ise hava duzelmis gorunuyordu. Hafif bir ruzgar ve sis o kadar. Gelelim Sandy’nin actigi hasarlara…

En azin 16 kisinin hayatini kaybettigini soyluyorlar. Bu rakam onlara cok fazla geliyor, bir dusunelim bizde boyle birsey olsa kac kisi hayatini kaybeder… Olumlerin cogu agac dallarinin kopmasi ve evlerin catilarini yikmasi sonucu gerceklesti.

7 Milyon’dan fazla kisinin elektirigi kesildi. Nyc ve Wall Street metrolari kapandi ve su basti. Nyc metrosu 108 yasinda ve ilk kez boyle bir felaketle karsilasiyor. 15.000 fazla ucak iptal edildi. Iptal edilmesinin sebebi ruzgardan daha cok havaalanini su bastigi icin ucaklar ines veya kalkis yapamadilar.

NYU’nun hastanesin de 200 hasta tahliye edildi. Cunku bir katini su basmis. Tahlike goruntulerini TV’den seyrettik, daha muntazam halledemezlerdi. Hastalari buyuk ozenle ambulanslara yerlestirdiler.

Halen tum ucuslar iptal. Bizim ucagimiz Persembe gunu, henuz belli degil eger iptal olmazsa oncelik biletli yolcuga veriliyormus. Iptal olmus yolcular ne zaman doner hic belli degil. Firtina oncesi secim konusuluyordu, suanda herkes Sandy’i konusuyor, secim arka plana itildi.

Biz biraz sehri dolasacagiz, donunce yeni bilgilerle yazacagim 🙂

Superstorm Sandy -Monday 10.31 PM-


Saat New York’ta 10.31 PM… Manhattan’da bizim oldugumuz yerde elektrik var fakat cogu yerde kesilmis. Guney tarafini (Wall Street) su basmis durumda. Arabalarin cogu sular altinda kalmis. Ozgurluk heykelinin isigida yanmiyor, bu New York’ta ilk kez gorulmus bir sey. Butun metrolar 1 hafta kapali. New York metrosunun 1 hafta kapali oldugu zaman olmamis. Metro kapali olunca magazalar da kapaniyor cunku calisanlar ise gelemiyorlar. New York cevresine dusen agaclar su ana kadar 5 kisiyi oldurmus. New York borsasi kapali, su an bizim icin cok onemli olan havaalani da kapali. Persembe gunu acilmasini ve donmeyi umut ediyoruz.

Bizim oldugumuz otel “Central Park”in hemen karsisi, meshur Apple Store’un o taraflar. 24 saat acik olan Apple Strore’da dun aksam saatlerinde kapatti, yerin altinda oldugu icinde urunlerin ustlerini ortmusler. Disari baktigimiz zaman ruzgar ve yagmur disinda pek fazla bir sey gorunmuyor. Allah’tan elektrigimiz var. 2.2 milyon insanin elektrigi kesilmis. Arada gokdelenlerin arasinda simsek cakiyor, o zaman Dogus ile birbirimize bakip korkuyoruz 🙂 Istanbul’dan abarti oldugu yonunde twit atiyorlar fakat binalarin on cephelerinin ucmasi pekte abarti sayilmaz…

Bizim otel cevresinde su anlik pek bir sey yok, gece siddetli olacak diyorlar, umarim sorun olmadan atlatiriz. New York gibi isikli bir sehrin bu hale gelmesi tam film konusu. Eminim bir iki sene icinde Sandy kasirgasinin filmini yaparlar. New York Belediye Baskani Mike Bloomberg basin toplantisi yapti. 1 saat icinde 10 bin kisi 911’i aramis ve kesinlikle hayati bir tehlike olmadigi surece aranmamasi gerektigini altini cizerek soyledi. Disari cikilmamasi gerektigini ve pencerelerden uzak durulmasini tekrarladi. Buyuk otobusler disarida kalmis insanlari evlerine birakiyormus, araba kullanmaniza gerek yok diye uyardi. Konusmasi sirasinda yaninda isitme engelliler icin de bir tercuman vardi. Konusmasinin sonunda Ispanyolca olarak konusmasinin ozetini gecti.

Biraz once yan otelde kalan ailemin yanina gittik, saat 9’a dogru garsonlar gelip uyardi, “odalarina gitseniz iyi olur elektrik kesintisi olabilir ve asansorler calismaz” dediler. Bizde hemen kalkip kendi odamiza geldik. Gelirken yolda devrilen gazete kutulari vardi.

Hayatimda ilk kez New York’u bu kadar bos goruyorum.

Bir butun gun otelde olunca insan sikiliyor tabi, yarin da bu sekilde olursa napariz bilmiyorum. Disar ciksaniz bile her yer kapali olacagi icin yapacak hic bir sey yok.

Sabah 6’ya dogru en siddetli olacak diyorlar, umarim kolay bir gece geciririz. Herhangi bir durumda yine yazarim. Bir film repligi ile postumu bitiriyorum “God Bless America” 🙂

Sandy Hurricane – Monday, 6.15 PM-


Sandy yaklasiyor son bir kac saat icindeyiz…

Kendimi bol aksiyonlu Amerikan filmlerindeki gibi hissetmeye basladim. Gunlerdir Sandy ile yatip Sandy ile kalkiyoruz ve sonunda geldi… Tabi biz butun onlemlerimizi almistik; firsattan istifade cipsler, cikolatalar bi dolur abur cubur stokladik 🙂 Sizlerle de mini bir video paylastim, oturduk pencereden ve televizyondan takip ediyoruz. Kaldigimiz otelin hemen arkasindaki insaatin dev vinci devrildi. Central Park’daki agac dallari kirildi. New Jersey’den gelen haberler ise sehri su bastigi yonundeydi.

Tabi tum okullar yarin da tatil edildi. Cocuk her yerde cocuk oldugu icin sevinenler coktu.

Kasirga yuzunden toplam 925.871 elektrik kesintisi var, New York’ta ise 293.982. Elektrikler kesilecek diye bilgisayar ve telefonlari sarjdan alamiyoruz. Ailem ile ayri otellerde kaldigimiz icin yanlarina gidelim dedik fakat otelin giris kapisi patladigi icin annem arayip gelmeyin dedi. CNN’de haberlerin onceden uyardigi saatlerde ruzgar iyice siddetlenmeye basladi. Arada disaridan gelen seslere bakiyoruz, dallar kirilmis veya elektrik direklerine asili reklam panolari ucmus oluyor. Belli bolgelerde elektrik kesintisi var ama 30 senenin en buyuk kasirgasi oldugunu dusunursek halen TV yayininda bir kesilme yok. Digiturk bunu ornek almali, en ufak ruzgarda kesiliyor, kasirga olsa sirket komple kapanir herhalde 🙂 Uyarilar gunler oncesinden yapildi ve herkes tedbirini aldi. Dogal afet oldugu icin tabi ki agaclarda kirilmalar oldu fakat her sey gectigi zaman herkes biraktigi yerden hayatina devam edebilecek. Bizde boyle bir dogal afet olsa bitiminden en iyi ihtimalle 1 ay sonra her sey normale donmeye baslardi. 

Amerika dogal afetleri onleyemez fakat dogal afetlerin yaratabilecegi zararlari minimum duzeye indirgeyebiliyor. Korkmuyor musunuz diye cok soru geldi ve acikcasi cok fazla korkmuyoruz, cunku bir sey olmaz inancim daha fazla. Umarim beni haksiz cikarmazlar 🙂